Bin Çağın Gözü-2

 

“Aşk, zamanın ötesinde bir ruhun yankısıdır…”

 

Dolunay, denizin üzerine gümüş bir yol çizmişti. Lunara, bu yolu her dolunayda görürdü ama bu kez ışığı farklıydı; daha eski…

Bir ses duydu, Lunara ‘nın kalp atışları hızlandı. Arkasından yaklaşanın kim olduğunu görmek istiyordu. Birkaç saniye gözlerini kapattı. İçinden bir ses:

“Onu tanıyorsun.”  dedi.

Ay ışığından çıkarak Lunara’ nın yanına gelen siluet, Arinu’ya aitti.

“Lunara, binlerce yıl ötede Sümer’in ay tapınaklarında seni bekledim.”  dedi. Sanki gözleri yoktu ama derin bakışları vardı; sesi yoktu ama çok tanıdık bir yerden konuşuyordu.

“Ben, Arinu. “

Lunara’ nın nefesi kesildi. Bir şey diyemeden bir süre öylece kaldı. Çok sonra;

“Ben o zaman yaşamıyordum.”  diyebildi.

Arinu gülümsedi: “Ruhlar, sonsuz yaşar Lunara.”

Ay ışığı bir anda güçlendi. Lunara’ nın aklında eski semboller belirdi: Nanna’ nın işareti, Hilal Mührü, Kamların ay davulu…

Arinu, elini uzattı: “Zamanın kapısı açıldı. Biz; ayın unuttuğu iki ruhuz ve şimdi birbirimizi yeniden hatırlıyoruz. “

Lunara, Arinu’ nun eline dokunduğu anda bir görüntü oluştu zihninde:

Binlerce yıl önce, ay ışığı yansıyan bir tapınakta birbirlerine söz vermişlerdi: “Ayın bizi buluşturduğu yerde…”

Ay ışığı, kıyıya vurdu. Aşk sadece aşk, ruhları sadece ruh değildi…

Dolunay, Sümer’in taş avlularından birini kaplamıştı. Avlunun ortasında ay ışığını toplayan büyük bir çanak duruyordu. Dört köşede yanan ateş, çanağın iki yanında karşı karşıya duran Lunara ve Arinu ‘nun yüzüne yansıyordu. Ay ışığı, ikisinin arasında ince bir çizgi gibi uzanıyordu. Bu çizgi, ruhlarının yolu sayılırdı.

Lunara, derin bir nefes aldı. Kalbinin ritmini, binlerce yıl geçse yine de unutamazdı. Arinu, elini kaldırdı. Ayın olanca ışığı avucunda toplandı.

“Lunara, ruhumun yolunu ruhuna bağlamak istiyorum.”

Lunara’ nın gözleri parladı. Ay ışığı, saçlarını aydınlattı.

“Bu bağ, yalnızca bu yaşam için değil, ay ruhumuzu nereye götürürse orada var olmamız için.”  dedi Lunara.  Arinu gülümsedi, hafifçe başını eğdi, tekrar doğrulup Lunara’ nın gözlerine kilitlendi.

Arinu, çanağın içine bir damla su bıraktı. Su, ay ışığıyla birleşip gümüşe döndü.

“Bedenim değişse bile, ruhum seni tanıyacak.”  dedi Arinu. Lunara, elini suya uzattı, ay ışığı parmaklarının ucunda titredi.

“Ben de seni.” dedi. “Zaman bizi ayırsa bile.”

“Ay hafızası, ruhumuzu birbirine bağlasın.”

Dolunayın ışığı yavaş yavaş çekildi, ayın karanlık yüzü görünür gibi oldu. Zaman kapısı açılır gibi. İkisinin de aklına geçmiş yaşamları geldi fakat kayıp zamanları tamamladıkları yerde artık ruhlarını bağlamanın mutluluğunu yaşıyorlardı…

Sümer’ in dar sokakları gecenin içinde ağır ağır nefes alıyordu. Tütsülerden yükselen tatlı kokular, sokaklara ince bir sis gibi yayılıyordu. Lunara, bu sokaklarda yürürken Hilal sembollü kapılar, davul sesinin yankılandığı avlular geçiyordu. Bir an durdu, sokağın sonunda kapısına ay ışığının vurduğu eski bir ev vardı. Evin üst katında bir pencere görünüyordu ama bu pencere, alışılmışın dışında hilal şeklindeydi. Bu pencere, Sümer’ de sadece iki tür insana yapılırdı:

Ay rahibelerine ve Ruh sözleşmesi yapanlara.

Lunara, bu eve baktığında birbirine bakan iki göz gördü. Bu sembol, Lunara’ nın kalbini titretti. Duvarları, Sel-Nara taşından yapılmıştı; bu taş ay ışığını hafızasına alırdı. Bu yüzden Sümer rahipleri bu eve Neh-Gara derdi; ayın yolunu gösteren ev…

Dolunay, denizin üzerindeki gümüş yolunu uzatmıştı. Lunara ve Arinu, Sümer sokaklarının sonundan yürüyerek bu kıyaya gelmişti. Deniz, parlıyordu. Lunara, deniz kıyısına oturup Arinu’ ya döndü:

“Bu yol, bizi Sümer’den buraya kadar getirdi. Neh-Gara bizi tanıdı, deniz bizi çağırdı. “ dedi. Arinu, gülümsedi.

“Çünkü, gözlerimiz birbirini hatırladı. Ay, gözlerimizi hiç unutmadı. “

Lunara, hafifçe başını eğdi. “Binlerce yıl ben de seni bekledim.”  dedi.

“Ben, seni “ dedi Arinu, “ gözlerinin ışığından tanırım. Adın değişir, bedenin değişir ama gözlerin hep aynı kalır.”

“Bu kez, yarım kalmadık.”  dedi Lunara.

Arinu, onun elini tuttu. Deniz, ikisinin ayaklarının altına ayın ışığını bir çizgi gibi bıraktı.İki göz açıldı suyun yüzeyinde.

“Ruh sözleşmesi” dedi Arinu, “Gözlerimizde sonsuza dek yaşayacak.”

 

Serap Şahin

 

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...