Bahis, kumar, fuhuş, uyuşturucu, rüşvet, savaş, işgal, cinayet, zulüm, hile… Karanlığın ne kadar sıfatı varsa doldurun gündemi. Doldurun ki gerçeklik konuşulmasın. Fakirlik, her alanda derinleşen eşitsizlik, adaletsizlik, eğitimsizlik görünmez kılınsın. Sadece ülkemizde değil, dünyanın...
O, karanlığın içinden ışık toplamayı iyi bilen çocuklardandı. Gözlerinde her zaman yeniden doğacak bir güneş saklıydı sanki. Her akşam göğün kızıllığını izler, sanki o renklerin içinde kendi kurduğu düşlerin hikâyesini yazardı. Yüzünde yumuşak ama acıyla yoğrulmuş bir hüzün, yaşamın ona...
şiirler arası bir otobüsün can kenarındaki koltuğunda ölümden sonrasını anlayan kafam ölümden öncesine ermiyordu o son şiiri okuyup da pişman olmayan ama yanlış otobüsten inenler için ölümden sonrası belli de ölümden önce hayat var mı BURAK KETENCİ...
Her şey olur, her şey biter ve hayat devam eder… Sakin… Her şey yolunda, her şey olması gerektiği gibi, olması gereken yerde ve zamanda, olması gereken haliyle senin için şekillenir, kendi doğalında. Dış dünyadan bahsetmeyeceğim, hepimizin hayatının en ince damarlarına kadar...
Zaman yeniden bükülüyor ve ruhumuz, geçmişin tüm izlerini, yaralarını ve o paha biçilemez bilgeliğini yanına alarak yeniden sıfırlanıyor. 2026’nın kapısındayız; cebimizde taze bir heyecan, içimizde bitmek bilmeyen bir umut ve her zamankinden daha keskin bir farkındalık var. Dönüp bir ba...
Sen, kendin olduğun gün dünyanın ne söylediğini duyacaktın. çünkü anlam, sana öğretildiği yerde değil; senden gizlendiği boşluklarda duruyordu. Hayat seni ışığına çağırdığında, parladığın kadar var olmanı istedi. Oysa sen, görünür olmanın değil, sahici kalmanın ağırlığını taşıyordun. Göz k...
Yepyeni bir yılı karşıladığımız şu günlerde, bembeyaz karların toprağın üzerinde bir gelinlik gibi nazlı nazlı salındığını izliyoruz keyifle. Doğa sessizce ilkbahara hazırlanıyor. Ruhlarımız kışın ayazıyla üşürken, kalbimiz ılık bir bahara kavuşmanın ümidi ile kendisini ısıtmaya çalışıyor....
Eskiyen Yıl mı, Yoksa Bizler miyiz? Zamanın akıp gidişine karşı duyulan o ince sızı, her yılsonu yaklaştığında kalbimizin kapısını biraz daha sert çalar. Elimizde bir takvim, dilimizde "Zaman ne çabuk geçiyor" nakaratı... Peki, gerçekten eskiyen o rakamlar mı, yoksa her geçen gün...
Sıkılınca göçebelikten bulutlar; Bahar aylarında gelip, Antalya’nın omuzlarına konar. Bir fırça darbesi, Şangır! İşini yetiştiremez yağmur, Sürekli sürekli vardiya! Kırılan bir vazodur; Tüm çiçekleriyle sular içinde kalır Antalya! Ayaklar altında dolaşır, Besili besili...
Suların akışı gibi belirsiz bir yıldı. Bazen yağmur oldum, bazen kar… çoğu zaman doluydum aslında Ama kıyamadım, üzerinize yağmaya. Bildiğim, becerebildiğim kadarıyla Mutlu etmeye çalıştım insanları. Ben çok mutlu olamadım, çok da mutsuz değildim aslında. İçim, görün...